Yazar

Bülent Atalay - Çeviri: Özge Özgür, Kosta Sarıoğlu

Yayınevi

Albatros

Yayın Tarihi

2006-03-01

Kategori

Bilim


ISBN

9759067064

Dil

Türkçe

Sayfa Sayısı

376

Boyut

13 x 19.5 cm.

Açıklama

Matematik ve Mona Lisa, Leonardo da Vinci’nin sanatı ve bilimi arasındaki bağlantıları bir bilim insanı ve sanatçı gözüyle anlatıyor. Seçkin bir bilim insanı ve sanatçı olan Prof. Bülent Atalay, hem bilim adamlarının hem de sanatçıların doğada saptadığı oranlara, modellere, şekil ve simetrilere dikkat çekerek, Leonardo da Vinci’nin çalışmalarının temelini oluşturan bilimi, matematiği, altın oran kavramını, Fibonacci dizisini ve sanatla bilim arasındaki etkileşimi inceliyor. Kitapta ayrıca Leonardo da Vinci’nin Haliç ile Boğaziçi üzerinde yapmayı tasarladığı iki köprüye, Sultan II. Bayezid’e yazdığı mektuba ve Osmanlılarla olan bağlantısına da yer veriliyor.

“Bilim ile sanat arasındaki farklılık ve benzerlikleri, her iki alanda da bir dâhi olan Leonardo da Vinci’nin kişiliğinde somutlaştıran usta işi bir inceleme. Prof. Atalay, hem okunması kolay hem de bilgi dolu kitabında Leonardo’nun zihninin derinliklerine inmeyi başarıyor.” –Jamie Wyeth

“Bülent Atalay bizi bin yıllar ve kıtalar arasında zevkli bir yolculuğa çıkararak, Leonardo’nun dehasının şemsiyesi altında sanat, mimarlık, bilim ve matematiği bir araya getiriyor. Leonardo, sanatçı, mimar, filozof, bilim insanı ve yazar olan Rönesans insanının ilk örneğidir. Günümüzde böyle insanlar ender bulunuyor, ancak gerçek bir çağdaş Rönesans insanı olan Atalay, bizi Leonardo Modeli adı verilen bu bileşimi hayata geçirmeye davet ediyor.” –William D. Phillips, 1997 Nobel Fizik Ödülü

*** 

“Çağdaş Rönesans İnsanı” olarak adlandırılan, resim çalışmaları Buckingham Sarayı, Beyaz Saray ve Smithsonian Enstütüsü’nün duvarlarında yer alan Teorik Fizikçi ve ressam Prof. Bülent Atalay’ın “Matematik ve Mona Lisa – Leonardo Da Vinci’nin Sanatı ve Bilimi” kitabında Da Vinci, özellikle Toscana’da doğadan çok etkilenmiş. “Doğanın Sanatı” bölümü Leonardo da Vinci’nin etkileyici bir sözü ile başlıyor: “En bilge ve en soylu öğretmen, doğanın kendisidir.” “Leonardo’nun doğayla ilişkisi yaşamı boyunca sürdürdüğü bir aşk ilişkisidir: Doğayı incelemiş, onunla ilgili çalışmalar kaleme almış, onu çizip resmetmiştir. Doğadaki ince ayrıntıları hiç kimse onun kadar iyi yakalayamamıştır.

Doğa, hem sanatçı hem de bilim adamı için esin kaynağıdır. Her ikisi de doğayı anlatmaya çalışsa da bunu ifade ediş biçimleri birbirinden tamamen farklı yollara ayrılır: Sanatçı görünen dünyayı yorumlamakla, bilim adamıysa doğanın neden ve nasıl işleyişiyle ilgilidir. Sanatçının üslubu ve çalışma yöntemi, duyuları aracılığıyla doğrudan sabır ve bilgi toplamak, doğanın saklı özelliklerini aramaktır. Hatta sanatçı, doğanın verdiği, sayılarla ifade edebilecek, bilinçaltıyla algılanabilen mesajlara karşı hassas olabilir. Sanatçı, açıları, eğimleri, oranları ölçmez ya da ağaç dallarını saymaz; soyut özellikleri, konunun “ruhunu” arar, bakanın ilgi duyacağı konunun özünü yakalayan eserler yaratır.

Sanat içe doğru bakarken, bilim dışarıya doğru bakar. Sanatçı tam bir sanatsal özgürlük içinde öznel olarak çalışır; bilim adamıysa nesnellik, gerçekler ve verilerle sınırlanmıştır. Ancak bilim adamının çalışma yöntemini sadece gerçekler ve veriler belirlemez, aynı zamanda, sezgi, esinlenme ve hayal gücü de etkiler.

Sanatçının ve bilim adamının çalışma alanları farklı gibi görünse de, tarih, sanatçı ve bilim adamının bakış açıları arasında karşılıklı bir ilişki olduğuyla ilgili kanıtlarla doludur. Örneğin on dokuzuncu yüzyılın sonunda Manet, Monet ve Cézanne’ın eserlerinin, fizik alanında yaklaşmakta olan, Einstein’ın görelilik teorisiyle kendini gösteren büyük değişikliği sezdiğini söyler. Monet’nin çalışmaları resim alanında izlenimciliğin öncüsü olurken, Debussy müzik alanında öncülük ediyordu.”

Kitabın “Doğanın Matematiksel Şekilleri” bölümündeki “Spiral Filotaksis”te meşe detayı da var, alıç, kayın, söğüt gibi ve tabii “İnsanoğlunun Uçurtması”nda akçaağaç detayı.