Yazar
Murat Katoğlu, Ersen Gürsel, Işık Aydemir
Yayınevi
Kadıköy Belediyesi
Yayın Tarihi
2007-10-01
Kategori
Mimari
ISBN
-
Dil
Türkçe
Sayfa Sayısı
56
Boyut
19 x 24,5 cm.
Onarım sonrası açılışı locadan izlemek mutluluktu Ersin ile...
İlk açılışında kırmızı halıda yürümek ve locadan izlemek ömre bedeldi. Ve pek romantiktir. Eski günleri hatırlatır. Dedem sinema işletirken, mebus Ali Taşkapılı dayımız sorarmış; "Bizim çocuklar hangi locada?" Parfüm kokuları... Yelpaze... Minicik dürbün... Tarihin güzelliği ve özelliği...
"Gerek belediye başkanı olmadan önce, gerek sonra, Bahariye Caddesi'nde yürürken Süreyya Sineması'nın varlığını gelip geçenlere adeta gizli bir ışık saçarak duyumsattığını düşünmüşümdür. Bu anıt eser bana, çevresinde olup bitenleri sessizce izleyen, fiziki çevrenin estetik kaygılardan yoksun biçimde bilinçsizce değişimini sabırla gözleyen, "günün birinde insanlar akıllanacaktır" umudunu kaybetmeyen bilge bir canlı izlenimini vermiştir. Şehirlere karakter kazandıran binalar böyledir. Özel bir çekim güçleri vardır. İnsanları eğitir, yumuşatır, düşündürür. Yönetim sorumluluğu aldıktan sonra, Süreyya Sineması herhalde gün geçtikçe bilinçaltıma işlemiş konulardan biriydi. Belki mülkiyetinin Belediye'ye ait olmayışı, konunun bilinçaltında kalmasına sebep oluyordu. Ama bu güzel varlığın günün birinde eyleme geçmemi isteyeceği belliydi. 2004 yılının bir yaz günü öğle vakti, Başkan Yardımcımız Mahmut Naibi, Mimar Ersen Gürsel ile Dr. Murat Katoğlu'nun Süreyya Sineması ile ilgili olarak benimle görüşmek istediklerini söyledi. Zamanım uygundu. Bu iki insan geldiler ve doğrudan Süreyya Sineması'nın opera binasına dönüştürülmesi projesini heyecanla ve samimiyetle anlattılar…"
...
Süreyya Operası 2007 yılı Ekim ayında İDOB’un Rengim Gökmen yönetiminde seslendirdiği Adnan Saygun’un Yunus Emre Oratoryosu konseri ile İstanbul ve Kadıköy’ün sanat hayatına girmişti. Böylece Kadıköy’de ilk defa düzenli ve sürekli opera ve bale temsilleri bu binada icra edilmeye başlandı. Aynı sanat sezonunda İDOB temsillerinin yanı sıra Kadıköy Belediyesi de ‘Oda Müziği Konserleri’ programıyla devreye girdi. O zamandan beri kesintisiz şekilde her Pazartesi günü yapılan bu konserler İstanbul’un müzik hayatının ‘demirbaşı’ haline geldi.
"Süreyya Opera Sahnesi’nin 10. mevsiminde İstanbul Devlet Opera ve Balesi izleyicilere yine zengin bir program hazırladı. Bazıları İstanbul’da ilk defa sahnelenecek bu renkli repertuvardan, G. Verdi’nin V. Hugo’nun eserinden yararlanarak bestelediği “Ernani” operasını; J. Offenbach’ın ünlü “La Belle Heléne” (Güzel Helena) operetini; Stravinski’nin “The Rake’s Progress”ini; Çaykovski’nin “Uyuyan Güzel”; Stravinski’nin “Bahar Ayini-Ateş Kuşu” baleleri gibi eserleri örnek olarak sayalım. Geçen yıllardan devam eden birçok opera ve bale temsili; opera orkestrası konserleri, yine bir yenilik olarak “lied” konserleri ile müzikli çocuk oyunları İDOB’un programını oluşturuyor."
https://www.andante.com.tr/tr/6910/Sureyya-Opera-Sahnesi-Bu-Sezon-10-Yasinda
...
Tarihi Süreyya Binası, Süreyya Operası olarak sanat dünyasına 27 Ekim 2007‘de “merhaba” dedi. Süreyya İlmen Paşa'nın opera binası olarak tasarlayıp opera, tiyatro ve balo salonu olarak yaptırdığı ancak uzun yıllar yalnızca sinema olarak kullanılan tarihi bina, restorasyon çalışmasından sonra Kadıköy'ün ve Anadolu Yakası'nın birinci, Türkiye'nin ise altıncı Opera Binası olarak sanatseverlerle buluştu.
İstanbulluların ve özellikle Kadıköylülerin anılarında yıllarca Süreyya Sineması olarak yer alan Kadıköy'ün en güzel tarihi binalarından olan Süreyya Binası, Süreyya Operası olarak sanat hayatında yerini aldı.
Bina, Kadıköy Bahariye Caddesi'nin en güzel noktasında 1924 yılında Süreyya İlmen (Paşa) tarafından yaptırıldı. Kadıköy'de şehrin kültür hayatını çağdaşlaştırmak ve zenginleştirmek için müzik ve sahne sanatlarına uygun bir bina yapmaya karar veren Süreyya Paşa, yapımına giriştiği binayla ilgili anılarında, binayı yaparken sinema, tiyatro ihtiyacını karşılamakla beraber, Kadıköy'e bir şeref vermeyi de düşündüğünü belirtir. Paşa, inşaatı 3 yıl süren ve 6 Mart 1927 yılında bitirilen binayı yaptırırken, konser, konferans, dans, balo, çay, nişan-düğün gibi sosyal ihtiyaçları da karşılayıcı bir bina tasarladığını anlattır. Bu amacını da gerçekleştirmek için Binanın estetik olması, tüm tiyatro opera ihtiyaçlarını karşılaması ve örnek olarak gösterilmesi için Avrupa ülkelerinde bulunan ünlü tiyatro opera binalarını gezer. Böylece Süreyya İlmen Paşa, fuayesi'ni Paris'in Şanzelize (Champs Elysee) Tiyatrosu'nun fuayesinden, iç bölümlerini ise Alman tiyatrolarından örnek alarak tasarlar ve adını verdiği Süreyya Sineması ve Operasını yaptırır. 6 Mart 1927 yılında Belediye Başkanı Muhittin Bey’in açılış konuşması ve seçkin davetlilerin katıldığı törenle Süreyya Operası açılır. O dönemin büyük gazetelerinde Süreyya Operası’nın açılış haberleri de yer alır.
Süreyya Paşa, opera temsillerine uygun bir bina yapmayı amaçlasa da, hatta Süreyya Opera Topluluğu ismiyle bir opera topluluğu kursa da Süreyya Operası’nın sahne bölümü yapılamadığı, gerekli teknik donanım, kulis, sanatçı odaları ve benzer mekanlar tamamlanamadığı için Süreyya Operası’nda hiç opera oynanamaz. Süreyya’da hiç opera sahnelenememesinin bir başka sebebi de o dönemde opera oynayacak yetişkin sanatçıların bulunamayışıydı. Bu nedenle bina hep kültür sanat hayatımıza “sinema” olarak yerleşti ve Kasım 2005 tarihine kadar da Süreyya Paşa'nın torunları tarafından Süreyya Sineması olarak işletildi. Süreyya Paşa'nın girişimiyle burada opera gösterileri düzenlemek için kurulan Süreyya Opereti Topluluğu da temsillerini hep Süreyya Binası tam olarak bitirilmediği için Beyoğlu'ndaki Fransız Tiyatrosu ile Kadıköy'deki Apollon Tiyatrolarında sahneledi. Süreyya Binası, o dönemin koşullarında Kadıköy'e müstesna bir mimari eser olarak şehir hayatına katıldı. Böylece Süreyya Paşa'nın ilk başta binayı yaparken gerçekleştirmeyi düşündüğü “opera” amacı kısmen gerçekleşmiş oldu.
O zamanki adıyla Süreyya Paşa Tiyatro ve Sineması, yapısal olarak iki ana üniteden oluşuyordu. Asıl büyük bölüm, seyir salonu, yarım kalmış sahne ve girişteki altlı üstlü fuayeden oluşan ve tiyatro fonksiyonlarının cevaplayan mekanlardır. Fuayelerden iki taraflı merdivenlerle çıkılan binanın ön cephesini üst kısmını boydan boya kaplayan büyük toplantı salonu ise binanın ikinci ünitesini oluşturan mekandır. Binanın bütünü, devrinin Avrupa'daki mimarlık dekorasyon anlayışını yansıtır. Cephesi ve iç mekanlar figürlü rölyeflerle, tavanlar ise freskler ve yaldızlı kartonpiyerlerle bezenmiştir.1927 yılından 1950 yılına kadar sinema olarak kullanılan bina 1950 yılında Süreyya İlmen Paşa'nın ölümüyle kültür hizmetlerinde kullanılmak şartıyla Darüşşafaka Cemiyeti'ne verilmiştir.
Süreyya Binası'nın yeniden doğuş yolculuğunu İzmir'deki Elhamra Sineması'nı İzmir Operası'na dönüştürülmesinde önemli rol oynayan Dr. Murat Katoğlu ve mimar Ersen Gürsel başlattı. Katoğlu ve Gürsel'in önerisiyle Kadıköy'de işlenmeyi bekleyen bir mücevher olan Süreyya Binası yeniden gündeme geldi. Bina 49 yıllığına Kadıköy Belediyesi’nce kiralandı ve Süreyya Paşa'nın amacına, ideallerine ve hatırasına uygun biçimde Opera Binası'na dönüştürülmesi için adeta yeniden şantiyeye dönüştürüldü. Önce mekanik ve statik konular ele alındı. Deprem ve yangına karşı takviye ve önlemler gerçekleştirildi. Opera temsilleri için gerekli olan Süreyya İlmen Paşa'nın da dile getirdiği mekanlar düzenlendi, orkestra çukuru genişletildi. Sahne donanımı, aydınlatma, ışık sistemi ve ses düzeni yapıldı. Bütün dekoratif unsurlar elden geçirildi, temizlendi. Tavan freskleri, duvarlardaki pano resimler uzmanlar tarafından titizlikle ve usulünce onarıldı. Bütün bina onarılıp elden geçirildi. Yapının cephesinde ve sahne portal çerçevesinde yer alan heykeltıraş İhsan Özsoy'a ait kabartma heykeller olduğu gibi korunarak temizlendi. Koltuklar, halılar ve avizeler özel olarak yapıldı. Bina mimar Cafer Bozkurt tarafından hazırlanan röleve ve restorasyon projesine göre onarılıp yenilendi. Binanın mevcut olan bütün yapısal unsurları korunmuş, sağlıklaştırmayla yetinildi. . Tahrip olmuş dekoratif parçalar, tespit edilen örneklerine göre tamamlandı. İç ve dış cepheler aynen korunup, Süreyya Paşa'nın anılarında bir türlü yaptıramadığını belirttiği sahne sanatları icrası için zorunlu bölümler olan kulis, sanatçı odaları, teknik odalar asli yapıyı bozmadan zemin altına yerleştirildi. Yapıda bulunmayan havalandırma sistemi de eski esere zarar vermeden kuruldu. Süreyya'nın muhteşem salonu için yeni koltuk ve halılar tasarlandı. Bütün avize ve aydınlatmalar Süreyya için özel tasarlanıp üretildi. Muğla Yatağan'dan özel olarak beyaz mermerler getirtildi dış merdivenleri yenilendi ve tarihi Süreyya Binası, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası olarak 27 Ekim 2007'de kapılarını bir kez daha sanata, sanatçıya ve sanatseverlere açtı.
80 yıl aradan sonra Süreyya İlmen Paşa'nın “Kadıköy de Opera” hayali gerçekleştirilmiş oldu.
http://www.kadikoy.gov.tr/kadikoyun-kultur-besigi-sureyya-operasi
...
Ahmet Adnan Saygun'un doğumunun 100. yıldönümü nedeniyle bestecimizin Yunus Emre Oratoryosu ile açıldı. 27 Ekim 2007 tarihindeki açılış konserini Rengim Gökmen yönetimindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi orkestra korosu ve solistleri yaptı.
http://www.arsiv2007.musikidergisi.net/?p=112